protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
protesto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

iki. temmuz.

bedenim üşür, yüreğim sızlar. 
ah kavaklar, kavaklar 

beni hoyrat bir makasla 
eski bir fotoğraftan oydular. 

orda kaldı yanağımın yarısı, 
kendini boşlukla tamamlar. 

omuzumda bir kesik el, 
ki durmadan kanar. 

ah kavaklar, kavaklar 
acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.

metin altıok

devler eliyle dindar nesil yetiştirmek isteyenlere ufak bir hatırlatma:

devletin görevi vatandaşlarının cehemmende yanmasına değil otelde yanmasına engel olmaktır.

not: fotoğafları ulaştıran cihan'a teşekkürlerimle.





telefonum çaldı, arayan faiz lobisiydi!

yorucu bir günün ardından uykumun en derin yerindeyken çalmaya başladı telefonum. uykudan uyandırıldığıma göre mesele önemli olmalıydı.

hayır, koca faiz lobisi 3 kere çaldırıp kapatıyor. sonra işin yoksa geri ara. cebimize giren para da telefon faturasına gidiyor. e böyle böyle zengin oluyorlar işte...

kendime gelemeden uykulu bir sesle açtım telefonu. saat farkı telefonun diğer ucundakinin sesine dinçlik olarak yansıyordu.

"bu sefer ki görevin maykıl tabii kabul edersen..." diye lafa başladı.

"ne pis geyiğin varmış senin de! bıkmadın mı lan her seferinde aynı muhabbeti yapmaya?" diyerek lafı ağzına tıkadım. birşey demesine fırsat vermeden devam ettim: "sen paradan haber ver!" dedim. elinin güçlü olduğunun farkında olduğunu belli eder bir ses tonuyla "her zamankinin iki katı." dedi. uç uca ekleyerek evimden kotti'ye kadar ulaşabildiğim 50 eurolukların yerine 100'lük banknot kullanabilecektim demek ki bu sefer. acaba yine 50'lik kullansam nereye kadar varırı diye düşünmeye başlamıştım ki kendimi zor toparladım. meblağdaki artış meselenin önemi tasdiklenmiş oluyordu.

hülasa:


iran'daki molla rejimine karşı brandenburger tor'un orada gerçekleştirilen protesto.

"freiheit für alle gefangenen in iran" diye bağrıyorlardı uzata uzata... "ohoo bizim eski tüfeklerden betersiniz!" dedim içimden. elebaşlarına yaklaşıp "aga böyle olmaz bu! bunun karakter sayısı burada toplanan insan sayısından fazla! hashtag olabilecek birşeyler bulun kendinize." dedim ve uzaklaştım.

sonraki durağım seslerini duyurmak isteyen sessiz bir grubun düzenlediği eylemdi. işitme engelliler almanya'nın 25 yıldır tanıdığı işaret dilinin gündelik hayatta daha çok yer bulmasını talep ediyorlardı.







"wir können alles außer hören", "gehörlos ist nicht sprachlos", "gebärdensprache ist die älteste sprache der welt" gibi etkili pankartları vardı. birbirleriyle konuşan binlerce insanın çıt çıkarmadığı ilginç bir topluluktu. hjerkes güleryüzlü, herkes orada olmamdan, fotoğraf çekmemden mutlu...

ve son olarak...



bu pankartı taşıyan abiye "türkiye'de olup biteni biz de medyadan öğrenemiyoruz!" demek geçti içimden, onun yerine buraya yazıyorum.

müsadenizle yazıyı burada bitirip hesabımı kontrol etmeye gideceğim.

işler açıldı, yürürürm ben buradan!

durmak yok çapulculuğa devam

berlin fotofestival 2013'ün açılışının yapılacağı yere geldikten kısa süre sonra gördüm üzerinde çapulcu 36 yazan tişörtü olan abiyi. yanına gittim, büyükelçi konuşurken protestoda bulunacaklarını söyledi.



yaptılar da...


büyükelçi de protestocuları olgunlukla karşıladı, belirtmem gerek.

işte o molotof kokteyli

marjinallerin taksim'deki "saldırısından" sonra berlin'deki yürüyüşte de molotof kokteyli görüntülendi!

ama türkiye'deki prodüksiyondan eksiği çoktu.

seneryo olsun, kurgu olsun, polisler olsun...

ayarlayın bunları!

bir h'nin ugruna ya rab!

bulgaristan ve romanya'dan berlin'e gelen romanlarin hermannplatz'ın h'sini kaldirip ermannplatz yapma planlari, duyarli vatandaslarimizin tepkisi sayesinde engellendi.


Anne ben demokrasi gördüm


Canımızın içi, başbakanımızın biricik yardımcısı, evimizin neşesi, ciğerimizin köşesi, vajina diyemeyenimiz Bülent Arınç hazretleri ne hakkında olduğunu bilmediğim ve açıkçası pek de ilgilenmediğim bir konuşma için Berlinlere gelmiş (Gelmiş diyorum çünkü an itibariyle ben Berlinlerden uzaklarda, Arınç'ı karşılayamamış olmanın sonsuz hüznüyle kavruluyorum).

http://video.haberturk.com/haber/video/arinca-protesto/85017

Konuşma sonunda bir şahıs tutuklu öğrencilerden dem vuruyor ve o noktada Arınç ve korumaları, araba farı görmüş tavşan gibi kalıyorlar. Zira acı vatanda protestocuları tekme tokat salondan çıkarmak, kaburga kırmak, kimliğini alıp içeri attırmak, en olmadı fişlemek gibi opsiyonlar mevcut değil. O sebeple videonun sonunda koruma, ALMAN POLİSİNE SÖYLE HEPSİNİN KİMLİKLERİNİ İSTİYORUM deyiveriyor ve bizi güldürüyor ("ağlanacak halimize" deyip Levent Kırca tandansı yakaladığımı farz edin).

Alman polisinden, (muhtemelen çoğu) Alman vatandaşı olan bir grup insanın kimliğini isteyebileceğini zannedecek kadar şuursuz ve insanlıkdışı bir zihniyete bakıyoruz, sonra buruk buruk içimizi çekiyoruz.

Z raporu

26 kasimda Berlin'de gerceklestirilmesi planlanan "PKK yasagini protesto yürüyüsü"ne Alman makamlarinin izin vermedigini yazmistim. Buna ragmen aksiyon filmlerini aratmayan kovalamaca sahnelerine (dur yahu, bildigin KanalD Ana Haber'e bagladim bir anda)...




Haberlerde belirtilenlere göre öncesinde 30.000 kisinin katilmasi beklenen yürüyüse izin cikmadigi icin polis cumartesi günü sehre giris yapmaya calisan bircok otobüsü geri cevirmis. Bunun üzerine birkac yüz PKK yandasi, sol örgütlerin ayni gün düzenledigi "Fasizm ve Irkciliga Karsi - Devlet ve Naziler elele mi?" yürüyüsüne katilirken bunlarin bir kismi terör örgütü kabul edilen yasakli Kürt Isci Partisi PKK'nin bayraklarini ve pankartlarini tasidiklari icin göz altina alinmis. Yürüyüs sirasinda cikan olaylarda biri yogun bakima alinan altisi hastanede tedavi gören toplam 87 polis yaralanirken 46 kisi toplum huzurunu bozmak, polise mukavemet, adam yaralamaktan yargilanacakmis. Protesto sonrasinda aksama dogru Kreuzberg'de 30 kadar Türk ve Kürt'ün birbirine girmesi üzerine 11 kisi göz altina alinmis.


PKK yürüyüsüne mahkemeden de onay cikmadi

Almanya, 26 Kasim 1993 tarihinden beri PKK'yi terör örgütü olarak siniflandirmakta. Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu YEK-KOM buna karsi yapmis oldugu basvuru aralik ayi icerisinde degerlendirilecek. Konuyu gündeme tasimak adina kararin yildönümünde Berlin'de yapilmasi planlanan yürüyüse Berlin polisinden izin cikmamasi üzerine idari mahkemeye yapilan basvuru da mahkemece reddedildi. Bugün yapilan aciklamada "Gecmisteki tecrübelerimiz, yürüyüsün Kürt sorunu nedeniyle degil yasaklı Kürt Isci Partisi PKK'nin propagandasi icin yapildigini gösteriyor." denirken konu hakkında aciklama yapan Berlin İcisleri Bakani Ehrhart Körting (SPD) ise karari olumlu karsilayarak terör örgütü propagansi icin gerceklestirilen etkinliklerin toplanma özgürlügü cercevesinde degerlendirilemeyecegini söyledi.

YEK-KOM'un konu hakkinda yaptigi aciklamaya buradan ulasabilirsiniz.

Gül'e güle!

Cumhurbaskani Abdullah Gül'ün gelecegini Egitim Ateseliginden aldigim maille ögrendigimde Humboldt Üniversitesi'nde yapacagi konusmaya katilmaya karar vermistim. 18:00'de baslayacak konusmanin yapilacagi salonda 17:30'da olacak sekilde yola ciktim. Fakat yolda Gül'ün konvoyunun trafigine, sonrasinda da kendisine takilinca salona giremedim; payima Unter den Linden'a asilmis AB, Türkiye ve Almanya bayraklarinin önünden gecen Gül'ün arabasini fotograflamak düstü.


Yogun güvenlik önlemlerinin alindigi binaya bir sekilde girdikten sonra kendimi bir grup takim elbiseli bürokrat/diplomat arasinda buldum. Daha fazla sokulup yanlarina "Ver Lefter'e yaz deftere!" diye bagirmadan beraberlerinde yürümeye basladim. Salona alindiklari kapiya kadar kendilerine eslik ettikten sonra yaka karti olmayanlarin alinmadigini ögrenip yol arkadaslarimi terk etmek zorunda kaldim. Direktiflere uyup binanin icerisinde bir miktar dolanmak durumunda kaldiktan sonra vatandaslarin salona alindiklari kapiya vardim fakat kapi kapatilmisti. Bunun üzerine binanin cevresinde dolasip bahceye girerken gördügüm yolun tarafindaki göstericilerin yanina vardim.


Sonra iceriden salonun bomba ihbari dolayisiyla bosaltildigi haberini aldim. Videoda da binadan cikanlarin oldugu sirada protestolarin arttigini görebilirsiniz. Göstericilerden birine bomba ihbari dolayisiyla binanin bosaltildigini söyledigimde ise cevabi "Biz buradayiz, öyle birsey yapmadik." oldu. Berlin gibi cok sayida Türk'ün yasadigi bir sehirde konusmanin neden daha büyük bir yerde düzenlenmedigini anlayamadim. Bomba ihbarinin arkasindakilerin bulunup bulunamayacagini ise görecegiz. Cumhurbaskani'nin konusmasini dinleyemedik, kendisine ancak "Güle güle!" diyebiliyoruz.