Kreuzberg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kreuzberg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

kilise duvarı ve endoktrinasyon

 


yer: kirche am südstern. müslüman mahallesinde toptan fiyatına perakende salyangoz satışı yapmışlar resmen. 

bu arada "geçerken bir bakmaya" girdiğimde pazar günüydü, içeride müzikalitesi ve coşkusu yüksek bir ibadet vardı. tavsiye ederim.  

yeryüzü sofrası


fotoğrafın kaynağı: çukurcuma times.

5 ağustos pazartesi günü yeryüzü sofrasını berlin'de kuruyoruz.

oranienplatz'daki mülteci kampının karşısındaki parkta, herkese açık olan sofra etrafında paylaşarak iftar yapacak, sohbet edeceğiz.

salı günü diyanet'e göre berlin için iftar vakti 20:58 olduğundan 20:45'ten itibaren orada olmayı kararlaştırdık. 

imkanı olanlar yiyecek getirebilir, mecburi değildir.

böyle bir organizasyonu geçen haftadan beri konuşuyorduk, arkadaşların vesile olduğu cumartesi günü yeryüzü iftarında arkadaşlarla salı günü için daha geniş katılımlı bir iftar düzenlemeye niyetlendik.

katılımızdan ve etkinliği paylaşımanızdan memnuniyet duyarız.

am dienstag, den 6. august planen wir am oranienplatz ein gemeinsames symbolisches fastenbrechen.
im zuge der demonstrationen hat sich zur parallel stattfindenden fastenszeit, dies als gemeinschaftliches zeichen/ereignis in der #occupygezi bewegung der türkei entwickelt.

wer kann, sollte etwas zum essen mitbringen. ihr seid natürlich nicht verpflichtet etwas beizutragen. es ist für jeden offen, das teilen ist das wichtige. ihr seid alle herzlich eingeladen mit uns gemeinsam diesen abend zu verbringen.

da man das fasten um 20:58 bricht, bitten wir alle ca. 20:45 einzutreffen.

in #berlin ein gemeinsames essen, wo jeder willkommen ist, fastende aber auch einfach nur hungrige, unterstützer, einfach jede/r!

was zaehlt ist die gemeinschaft, das teilen und die unterstützung.

facebook etkinliği/event

feyşın

bu şehr-i berlin ki kendisinde sakil duracak birşey varsa o da "fashion week"tir arkadaş! [cümle gayet güzel giderken içteki erman toroğlu'na dur diyememek] 

görlitzer bahnhof'un orada birileri bunu meşreplerince ifade etmiş. dolanan güvercin de çemberlitaş'ın yanındaki güvercinlerin sesini dinleyerek okula gitmeye alışkın bünyeme iyi geldi.


ne birası sevim

bu blogda berlin'i neden sevdiğimi, sevdiğimiz anlatan birçok yazı yazdık.

mesela bir tanesi: "seviyorum merkez!"

bu blogun varolmasının sebeplerinden en önemlilerinden biri de kuşkusuz berlin'i sevmemiz, berlin'in hepimizin ortak yönü, yeri olması.  

bu da bir "berlin'i neden sevmeliyiz?" yazısı...

geçenlerde dresdner straße'de, o gün tanıştığım ismail abi'nin dükkanının önünde otururken böyle bir an yaşadım.

söz biter, fotoğraf kalır:


bu arada şöyle de bir şarkı varmış, bi' dinleyin: ne birası sevim.

omuz omuza

malum futbolla aramıza uzun zaman daha da önemlisi başka meseleler girdi.

yarın (12.07 cuma) bir bahaneyle futbolla ilgilenirmiş gibi yapacağız.

"santrayla beraber omuz omuza" olmak isteyenler kreuzberg museum'a gidebilir.


facebook etkinliği.

ramazan

malum almanya'da günler uzun, ortam zorlu, şartlar çetin.

"hoşgeldin ya evde yoksam?" de diye dürtse de şeytan...

cümleten hayırlı ramazanlar!





muhabbet sokağı numara 84

"sie liegt in meinen armen" şarkısı türkiye'de çetin çetinkaya'nın diye yayılmıştı tüm internet piyasasında. "izne" gittiğimde tüm seçkin internet cafeler başta olmak üzere her tarafta kulağıma çalınıyordu bu şarkı. sonrasında zamanının bir türk günü etkinliğiydi sanırım, [onlar da berlin'deki her kadının evinde kırmızı beyaz elbisesi veya takımı olduğunu fark ettiğim bir garip günlerdi] abi muhabbet adı ile ete kemiğe bürünmüştü. r'nbesk gibi "almancılık" ile pek bir uyumlu, başarılı ve melez bir kavram da ortaya çıkmış oldu.

geçen gün muhabbet'in yeni albümünün reklamına denk geldim mahallede.



e tabii ethno-marketing de abiyi dinleyenlerin çoğunun türkçeden ziyade almancaya teşne olduğunu düşününce bir garip de geldi bir yandan.

bilemedim.

#direngeziparki #3_attached

gezi parkı ile ilgili yazdığım 3. yazıda o gün çektiğimiz fotoğrafların hepsini koymamıştım, sonra facebook grubuna birkaç fotoğraf ekledim. bunlardan birisi var ki, facebook grubunu takip etmeyenler için buraya da eklemek gerek diye düşündüm.


#direngeziparki #3

 başbakanımız uzaklardan "olaylar birkaç güne biter" buyurdu ama gezi parkı yazılarının 3.'süne geldik. güç sahiplerinde bu kibir ve inat olduğu sürece birkaç güne bitmesi pek mümkün görünmüyor, protestocu sorununu "kökten" çözmeyi düşünmüyorlarsa tabii!

batı cephesinde pek yeni birşey yok. yine bir yürüyüş oldu, yine kreuzberg'deydi. katılım iyi sayılırdı. kortej yola ilk çıktığında şöyle görünüyordu. 


oranienstraße'ye dönüp hele buna bir de polisin bekletmesi de eklenince kalabalık arttı. 

tam da burada anlatmam gerek, "alman polisinin vielfalt ile imtihanını".

yürüyüş, polis tarafından so 36 hizasında durduruldu. önce ne olduğunu anlayamadım, sonra polis yolun boşaltıldığını ve yürüyüşe birazdan devam edilebileceğini söyledi. homurtular devam edince türk bir polise araç megafonundan anons yaptırdılar. polis anonsuna 

-saygıdeğer türk milleti!... diye başlayınca gruptan tepki çekti, birkaç kişi öne gelip çıkıştı. bunun üzerine polis "saydılı türk milleti" diye tekrar anonsa başladı, tekrar bağrışmalar oldu. "vielfalt"ı desteklemesi, "multikulti"liği koruyup gözetmesi beklenen abinin anonsu huzursuzluk yarattı. sebep "türk milleti" demesiydi. alman bir polisin anonsta sarf etmesi muhtemel bir "demonstranten" kelimesi sorun çıkarmayacaktı oysa. evin yıkılsın "interkulturelle kompetenz"!

belki o arbede yine yaşanacaktı, belki anons sonrası gerginlik topluluğu etkiledi. bilemiyorum. ama sonra şunlar oldu. [dns ayarlarınızla oynamayın; videoda cop, biber gazı, orantısız güç bulunmamakta]


polis güzellemesi yapmıyorum. polisin iyisi, kötüsü yoktur; kötüsü ve daha kötüsü vardır!

anlatmak istediğim başka bir sahne de eylemin başında yaşandı. 

arada arap olduğunu beyan eden alkollü bir abi,türk bayrağı taşıyan iki kızı görünce "ich liebe öcalan!", "ich liebe kurdistan!" diye bağırmaya başladı.

şaşırıp tedirgin olan kızlar da arkalara sindiler bir süre. 


sonra birileri kızlarla konuştu, birileri adama çıkıştı... mesele geçiştirildi.

bu yaşananı, bu gibi geniş tabanlı, "parçalı" etkinliklerde buluşulan ortak zemin üzerinden hareket etmeyip diğer katılımcıların hassasiyetlerini yok saymaya örnek olarak zikretmek istedim. böyle bi umarsızlık var çünkü ve eylemleri akamete uğratma, hiç olmadı etkisini azaltma tehlikesi barındırıyor. 

tek diyeceğim şu olacak:

e hadi o adam sarhoş...

eylem bittikten sonra gittik bandista mensubu bir abimizden istanbul'daki olayları dinledik. cumartesi gecesi eylemden sonra oturduğumuz ich&orya'da bandista şarkıları çalıyordu, dün abi çıktı geldi!


bu arada bu mekanda fotoğraf çekmek yasakmış, bu fotoğrafı çektikten sonra öğrendim.

bu da böyle bir barımdır!

#direngeziparki vol.2

cuma günkü mitingde kısa sürede 200 civarında insanın toplanması herkesi umutlandırmıştı ama yine de cumartesi günkü mitingin bu kadar kalabalık olacağını tahmin eden olmamıştı sanıyorum.

bu, kortej hakkında fikir verebilecek bir video.



kortej bittikten sonra, kotti'de yeşiller'in "ağır abilerinden" hans-cristian ströbele konuşurken.


ve o günden bir derleme.


mitingin fotoğraflarına facebook sayfamızdaki albümden ulaşabilirsiniz.

ilk miting ile ilgili yazı için: #direngeziparki

#direngeziparki

sabahleyin aylin'le telefonda konuşurken eylemi bugün yapacağımızı, bugün yapmaya karar verildiğinde de katılımın bu kadar olacağını düşünmemiştim.

düşünen, destek olan, katılan herkese teşekkürler.

burada günün bir videosu var, fotoğraflar facebook sayfamızda oluşturduğumuz albümde.
 
hatırlatmakta fayda var: polisin iyisi kötüsü olmaz, kötüsü ve daha kötüsü vardır.

Tanzt, tanzt in den Mai sonst seid ihr verloren!

Euer Berliner spricht mal wieder hier! 

Der Frühling ist nun endlich in unsere geliebte Stadt gekommen, auch wenn ein wenig spät. Nun wir sollten uns dennoch nicht beklagen und uns auf einen sonnigen freudigen Start in den Mai freuen. 
Beginnen tun die Feierlichkeiten schon in der Nacht zuvor, der traditionellen Walpurgisnacht, um "die bösen Geister" zu vertreiben. Wer nicht weiß, wie und wo man das in Berlin macht, gebe ich hier mal eine kleine Übersicht. 

"Tanzen bis der Mai kommt". 
Unter diesem Motto haben sich sieben Clubs in Kreuzberg zusammengeschlossen und bieten euch ein tolles Club-Hopping mit insgesamt 17 DJs. Die meisten Parties finden am 'Schlesi' statt, wo sich viele Clubs Tür an Tür befinden und so spontane Abwechslung garantiert ist. Nähere Infos findet ihr hier

Maifeuer und Walpurgisnacht! 
Tradition spielt wie immer in Prenzlauer Berg eine große Rolle wenn in der Kulturbrauerei das Maifeuer mit Stelzenläufern, Artisten und Jongleuren entzündet wird und dann im Abschluss dann viel getanzt wird. 

"Fuck me now and love me later!"
Dieses Motto hört sich wohl sehr vielversprechend an, was? Überzeugt euch selbst was sich dahinter alles verbirgt und macht euch auf zur Arena + Badeschiff in Treptow. Wer sogar rechtzeitig kommt, der darf sogar noch kostenlos vor der Party im Badeschiff sich erfrischen bevor es dann in der Arena heiß her geht. 

MyFest 2013! 
Wer in der Walpurgisnacht seine bösen Geister vertrieben hat und dennoch weiter feiern möchte, sollte dann am 1. Mai selbst nach Kreuzberg zum geliebten MyFest in der Oranienstraße. Die verschiedenen Bühnen sorgen mit verschiedenen Beats und Drums aller Musikrichtungen und auch unser Haus-DJ Zigan Aldi ist mal wieder am Start.

"Tanzen statt Steine" 
Ganz diesem Motto könnt ihr im Görli um das Edelweiss herum den Krawallen im Kiez entkommen. Hier spielen DJ's tropfende laute Beats auf heiße Steine.

Also liebe Freunde unseres Blogs, tanzt, tanzt und nochmal tanzt in den Mai sonst seid ihr verloren!

Ick steh' auf euch! 

kaydini düstüler, mühür basildi

rosemarie f.'in ölümünü duymussunuzdur.

duymamis olanlar icin haberi türkcesi ve almancasi.

bu da ölümünden sonra gerceklestirilen anmanin haberi.

ve videosu...


sonrasinda kreuzberg'de su görüntüyle karsilastim. 



birileri "dilsiz seytan" olmamayi secmisti yine, eyvallah!

kanalina bahar gelmis memleketimin

berlin'in kis isgalindan kurtulusu kanalda coskulu bir sekilde kutlandi.


köprü trafigi - yogun.


kanal boyu oturak oy nanayda.









fasil

türkiye ab ile süren müzakerelerde fasil açamayadursun, kreuzberg'de fasilin ne zaman nerede acilacagi belli olmuyor.

bir mac sonrasinda kotti sports bar'da...



veya kotti&co'nun cadirinda...



Wenn man zum Kreuzberger wird...

Euer Berliner meldet sich mal wieder zu Wort!

Tja liebe Freunde unseres Blogs, lang lang ist es her dass ich von mir etwas zu hören gelassen habe und auch wenn ich keine Fanpost bekommen habe, bin ich doch sicher dass die Einen oder Anderen mich vermisst haben. Unsereiner hatte auch zwischen den Jahren reichlich zu tun und somit melde ich mich nun mit neugetanktem Elan zurück auf die heiligen Seiten von 'berlinpostasi' (gut, dass die Seiten hier nicht gelb oder blau sind, dann hätte man eine ganz andere Anhängerschaft hier). 



Kreuzberg: ein besonderer Bezirk für viele von euch und auch für unserem Blog. Nun seit einigen Jahren kann ich mich stolz als Kreuzberger behaupten, da ich es endlich geschafft habe von "Suburbia" Lichtenrade zum Nabel Berlins zu ziehen. Nein, liebe Freunde unseres Blogs, ich wohne nicht am Kotti, sodern am Hermi! 

Wenn sich nun hier jemand von euch damit brüskieren möchte, dass der Hermi ja nicht mehr Kreuzberg sei, den kann ich gleich empfehlen, mal auf nachzuschauen welche Postleitzahl der Hermi noch besitzt - und siehe da: eine Kreuzberger Postleitzahl (10967)! 
Tja, da bin ich doch froh, mit Genugtuung zu behaupten zu können dass ich nun ein Kreuzberg sei. 




Was bedeutet das, ein Kreuzberger geworden zu sein? 
Nun, liebe Freunde des Blogs, da kann ich euch mal klar versichern, dass es schon sehr unterschiedlich zu "Suburbia" ist: man sieht viele junge Menschen auf den Straßen, hat seinen türkischen "Bakkal" um die Ecke, viele verschiedene Fressbuden aus verschiedenen Kulturen vor der Tür und das Kreuzberger bzw. Neuköllner Nachtleben (den Bezirk sollte man nun auch dabei in Auge betrachten) in Laufweite.

In Bezug auf das soziale Umfeld kann man auch viele verschiedene Änderungen feststellen. Es kommt nun vor, dass man fast jeden Tag auf der Straße seine engen Freunde oder Bekannte trifft, sich spontan treffen kann und Leute mal öfter zu sich nun einladen kann. Dies konnte man aufgrund der Distanz in "Suburbia" nicht. 

Kurzum: Kreuzberg ist schon ein Lebensgefühl! 

Nun liebe Leute, das war nun eine kurze Rückmeldung ins Blog-Universum und ich garantiere euch, ihr bekommt bald mehr von mir zu lesen. Ich möchte auch hier noch zwei Sachen betonen: 
Erstens, ich werde nicht aufhören zu schreiben, weil ich mir jemanden ("manita, manita") angelacht habe, und zweitens, schon irgendwie komisch dass ich der Einzige im Blog-Team bin, der offiziell in Kreuzberg wohnt ;-) 

Ick steh' auf euch! 




hemsehrilerimiz kusagi - tuncel kurtiz


"kasım 88. kasımın son haftası. yandı kafamın son tahtası. sabahtır, pazardır. yani aslında bizim sokağın pazarı dündü. cumartesi yani. öğlen üstündeyiz. kahve içilmiştir. ozburn ispanyol. porto şarabından yapılıyor. bir cigara yakalım. brandy güzel. bir tadı var, çikolata. bir cigara yakalım. burası bizim çadır. savini platz civarında. yani "berlin şehrinin orta yeri sinema, garipliğim mahzunluğum duyurmayın ölmüş anama." bir cigara yak tuncel. biliyor musun benim üç ismim var. tt kurtiz. ortadaki t aslında tayanç. ben bugünlerde bir t daha koyuyorum. ttt kurtiz. ko bi daha. t mi arıyorum bugünlerde goethe sokağında aşağı yukarı. sabaha karşı karşısında sabahın, karşıda bir büyük avluya girersin. karşılarda bir siluet olarak eski sinagog ve dikeyine çatılar. yağmur yağmuş. savaş sonu. kadınlar yüzlerini beyaz çamura bulamışlar. binlerce yıl öncesinin rüfai ritmi içinde dövünmekte, şerha şerha yaralar açılmakta sırtlarında, kırmızı çiçekler gibi gözyaşları nehir gibi akmakta, kızıl kanlara karışmakta, bir gökyüzü çekilir üstlerine, asma dalları salkımlarla donanmış, kehribar, altında ölü bir adam, çırılçıplak, üç kadın, heykel gibi cesedi açmakta, yüreği, bağırsakları ve burnundan beyni çıkarmakta, mumyalama, üretime dönüş, mavi gökyüzü, sarı sıcak güneş, dibekler, elekler, ziller, kağnılar, rütüel."

fotograf ve alinti: bölük pörcük - tuncel kurtiz

curvystrasse'nin nerede oldugunu cikaramayanlar icin schlesisches tor diyeyim, schlesische strasse diyeyim, lido diyeyim.

ayrica adresteki posta kutusuna dikkat: 36. 

kusagin daha önceki yazisi icin: hemsehrilerimiz kusagi - heinrich heine

bütün kotti toplandik


kotti'deki kira artislarina karsi kotti&co.'nun kurdugu gecekondu cadirini ve gerceklestir-digi eylemleri bircok defa konu ettik bu blogda. uzun mücadele sonrasinda sira beraber eglenmeye geldi bu hafta sonu. pazar günü südblock'ta soli-party vardi, biz de oradaydik tüm mahalleyle beraber. daha önce pek ortak hayat sürmese de bütün bu sürecte bir sekilde kaynasan insanlar bu sefer de beraber eglendi.

sevgili dj'imiz zigan aldi de caldi tabii.

daha önce de paylasmak istedigim fakat bir sekilde yan yatip camura batan bir performansi da bu vesileyle tekrar kayit altina alabildim.

ve karsinizda güzide grup tralalka ve türkce bilmeyen ingiliz solisti emma'nin cok güzel söyledigi 1980:

muhsin omurca berlin'de

haftaya napcaz ya la?

valla ben floransa'da bahar havasında gezerken, sizler de bir şeyler yapın bence!

kreuzberg sokaklarında gezinenler, afişleri görmüşlerdir.


muhsin omurca kimdir?

http://www.omurca.de/


hasılı, kendisi

exil bar'da (Dresdener Str. 9 /10999 Berlin) ayın 19'unda çıkacakmış. saati bulmaya çalışıyorum; ama omurca'nın sitesinde bir şeyler oluyor. neler oloyor onu daha çözemedim tabii ki. çözsem, saati de bulurdum. 

"tags deutscher nachts türke" isimli kabaresiyle seyirci karşısına çıkacak muhsin abimizi şahsen ben izlemeyi çok isterdim. siz de izleyin bence. sanırım girişi de yok la. (ya da cüzi bir şeyler)

exil bar'ı arayıp sormakta yarar mı var ne?