karakter ve harf

İnsan memleketini geride bıraktı mı 
kendinden en az bir parçayı feda etmeye hazır olmalıdır, derler. 
eğer hal böyleyse ömer neyi feda ettiğini biliyordu: 
noktalarını!

elif safak-araf

buradaki yazılarımda türkçe karakter kullanmamaya karar vermemde bu cümlelerin de etkisi oldu. berlin'de yaşıyor olmak bu yazıların içeriğinin sebebiyse "türkçe karakter"sizlik de berlin'de yaşıyor olmanın biçime yansıması olmalıydı. bunun dışında meseleyi "batılılaşma" hikayemizle ve "sIkIldIm" yazma gerginliği sebebiyle de bu kararı verdikten sonra bazı yazılarımı türkçe klavyeyle yazsam da türkçe karakter kullanmamaya dikkat ettim. geçen gün tekrar türkçe karakter kullanarak yazmaya karar verdim bir şekilde. türkçe karakter meselesinden bahsettiğim bu yazıyı almanca bir klavyeyle yazıyorum. y ile z sıklıkla karışıyor, ç'yi, ş'yi, noktayı bulmak zor olabiliyor. 

belirtmek istedim.

bir de büyük harf kullanmama mevzuu var. o da bir süreç. platformumuz genel itibarıyla yine internet. internette allah yazarken büyük harf kullanmayanlara laf edenler, inşallah maşallah yazarken arada büyük a kullananlar işin bir tarafında... arapçada büyük harf olmadığını ancak konuyu düşünürken fark etmem de başka bir hoşluk oldu! etnik ve dini aidiyet ifade eden türk, müslüman, alman, yahudi gibi sıfatların özel isimmiş gibi büyük harfle yazılması diğer tarafında. din ve milliyet hakkında konuşurken cümlelerden, kelimelerden önce harflerde başlıyordu şablonlar, şartlanmalar, kırmızı çizgiler, özel alanlar... şişirilmiş kırmızı çizgilerimizin "boardmarker'ları" olarak gördüğüm büyük harfleri kullanmamaya devam edeceğim. ileride bir gün kullanabilirim de... bu mesele değil, hassasiyet. 

mesele, bugünlerde sevan nişanyan sebebiyle yine gündem olan "inanca hakaret" bağlamında allah'ın a'sını küçük yazanları "uyaran" zihniyet. bunun temeli birinin kendini hakarete uğramış saymasına dayanıyorsa bu "hassasiyetle" hakikaten işimiz var demektir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder