nasıl geldim berlin'e - 1

berlin'de 13 yılı devirmiş biri olarak gezi'den beri giderek artan yeni bir göç dalgasını görmemek mümkün değil. son dönemde şiddet kazanan bu akım muhtemelen önümüzdeki süreçte de büyümeye devam edecek. yeni gelmiş arkadaşlarla gelmeye karar verme anından başlayarak berlin'e intibak süreçlerini de içeren bir sohbet-söyleşi serisi başlatarak hem tarih not düşmeyi hem de gelmeyi düşünen fakat belirsizlik veya kaygıdan dolayı kararsız olanlara, zorluk çekenlere yol göstermeyi amaçladım. sıklıkla dile getirdiğim gibi zamanında "cahil cesareti" ile yola düşmüş biri olarak yeni gelecek kişilere bir faydamın dokunacağını umarım.

akademisyen, beyaz yakalı, öğrenci, sanatçı, dil kursu, aile birleşimi gibi değişik yollara dair farklı tecrübe ve hikayeleri size ulaştırmaya çalışacağım. siz de varsa özellikle öğrenmek istediğiniz hususları blog yazılarının veya youtube'daki söyleşilerin altına yazarak, facebook sayfamıza mesaj veya berlinpostasi@gmail.com adresine atarak iletmek suretiyle içeriğin zenginleşmesine katkıda buunabilirsiniz. aynı kanalları tabii ki her türlü yorum ve değerlendirme için de kullanabilirsiniz.

ilk konuğumuz berlin'e akademisyen olarak gelen irem oldu. şimdilik youtube ve soundcloud'daki berlin postası hesaplarından dinlemeniz mümkün.

bu söyleşi serisi, kafamdaki diğer konu başlıkları için ilk adım olur diye umuyorum.  

beğenmeniz durumunda sosyal medyada paylaşmak konusunda elinizden geleni ardınıza koymayın! 

muhabbetle! 







serinin ismi olarak aklıma ilk önce "çayda dem, berlin'de kudamm" gelmişti, o belki başka bir projenin ismi olur. yazıyı isme ilham olan şarkıyla bitirelim:


tek kisilik dev delilik

"kendisiyle evlendi" haberleri sitelere düsüyor arada sirada. eksisözlük'te konu ile ilgili kendisiyle evlenen kadin basligi da acilmis. 

en son tesadüf ettigim haberde söyle bir kiyafet secmisti habere konu olan kisi:


böyle giderse "kendi kendine gelin güvey olmak" deyim olma vasfini yitirecek.

bugün karsilastigim reklam ise isi bir adim öteye tasimis, abi kendisiyle evlenmekle kalmamis bosanmis da: 


    
"sebebi neydi ki" bilmiyorum. belki siddetli gecimsizlik, belki aldatma... evlilik aski hakikaten öldürüyor sanirim veya büyüklerin de dedigi gibi "ask bir gün biter ama önemli olan saygiyi kaybetmemek!" insan kendine karsi bile cirkinlesebiliyor sonra.

fotografi, müsterilerine neseyi ickide degil kainatin güzelliginde aramayi salik veren imren grill'in boppstr'deki subesinde cektim. imren'in "kecili park"in oradaki ilk imbiss'inin 100 metre yanina acilan subesinde. hauptschuleliler bilmez!

bitirirken tabii ki de...

a.c.a.b.a?

almanya'da yasayan türkler, harf oyunlu cin plaka sanslarini "memleket meselesi" haline getiriyorlar genellikle.

mesela offenbachlilar:


mesela tübingenliler: 


son yillarda berlin'de atatürk imzali arabalarin sayisinda artis gözlemlesem de bununla yetinmeyenler de varmis: 


sahsen en basarili buldugum örnek ise su oldu: 


bugün ostkreuz dolaylarinda denk geldigim plakanin sabihi ise mevzuya daha sert girmis sanki. yoksa sadece denk mi gelmis a.c.a.b.a?